Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Derken
Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun
üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir,
esirgeyendir. (Bakara Suresi, 37)
Hani
Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle
kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca
Yaratan(gerçek İlah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, Yaratıcınız Katında sizin için daha
hayırlıdır" demişti. Bunun
üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir,
esirgeyendir. (Bakara Suresi, 54)
"Rabbimiz,
ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş
(Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini)
göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz,
Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128)
Ancak tevbe edenler, (kendilerini
ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık
onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.
(Bakara Suresi, 160)
Oruç
gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz,
siz de onlara örtüsünüz. Allah,
gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul
etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için
yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt
edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde
itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar,
Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara
ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. (Bakara Suresi, 187)
Sana
'kadınların aybaşı halini' sorarlar. De ki: "O, bir rahatsızlık (eza)dır.
Aybaşı halinde kadınlardan ayrılın ve temizlenmelerine kadar onlara (cinsel
anlamda) yaklaşmayın. Temizlendiklerinde, Allah'ın size emrettiği yerden onlara
gidin. Şüphesiz Allah, tevbe edenleri
sever, temizlenenleri de sever." (Bakara Suresi, 222)
Ancak bundan sonra tevbe edenler,
'salih olarak davrananlar' başka. Çünkü Allah, gerçekten bağışlayandır,
esirgeyendir. (Ali İmran Suresi, 89)
Doğrusu, imanlarından sonra inkar
edenler, sonra inkarlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul
edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir. (Ali İmran
Suresi, 90)
(Allah'ın) Onların tevbelerini
kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azaplandırması işinden
sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur. (Ali İmran Suresi, 128)
Sizlerden
fuhuş yapanların, her ikisine eziyet edin. Eğer
tevbe ederler de ıslah olurlarsa artık onlardan vazgeçin. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir,
esirgeyendir. (Nisa Suresi, 16)
Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı
tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe
edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah,
bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17)
Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip
de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim"
diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri
için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 18)
Allah, size
açıklayarak anlatmak, sizi sizden öncekilerin sünnetine iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah
bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 26)
Allah, tevbelerinizi kabul etmek
ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma
ile sapmanızı isterler. (Nisa Suresi, 27)
Biz
elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden
başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet
sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama
dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri
kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (Nisa Suresi, 64)
Bir
mü'mine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mü'mini öldürmesi yakışmaz. Kim
bir mümini 'hata sonucu' öldürürse, mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması
ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka
olarak bağışlamaları başka. Eğer o, mü'min olduğu halde size düşman olan bir
topluluktan ise, bu durumda mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması gerekir.
Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda
ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir.
(Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkanı) Bulamayan ise, kesintisiz olarak
iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'tan
bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 92)
Ancak tevbe edenler, ıslah
edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için
(halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle
beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir. (Nisa Suresi, 146)
Ancak,
sizin onlara güç yetirmenizden önce tevbe
edenler başka. Bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide
Suresi, 34)
Ancak kim işlediği zulümden sonra
tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul
eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide
Suresi, 39)
Bir
fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu
körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir. (Maide Suresi,
71)
Yine de Allah'a tevbe edip
bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide
Suresi, 74)
Bizim
ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun
size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine
yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder
ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir."
(En'am Suresi, 54)
Musa
tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana
göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu
dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de Beni göreceksin." Rabbi
dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine
geldiğinde: "Sen ne Yücesin
(Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi. (Araf
Suresi, 143)
Kötülük işleyip bunun ardından
tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra
elbette bağışlayandır, esirgeyendir. (Araf Suresi, 153)
Ve
büyük Hacc (Hacc-ı Ekber) günü, Allah'tan ve Resûlünden insanlara bir duyuru:
Kesin olarak Allah, müşriklerden uzaktır, O'nun Resûlü de. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz
çevirirseniz, bilin ki Allah'ı elbette aciz bırakacak değilsiniz. İnkar
edenleri acı bir azapla müjdele. (Tevbe Suresi, 3)
Haram
aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz
yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini
kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz
kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah,
bağışlayandır, esirgeyendir. (Tevbe Suresi, 5)
Eğer onlar tevbe edip namazı
kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir.
Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız. (Tevbe Suresi,
11)
Ve
kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah
dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Tevbe Suresi, 15)
Bunun ardından Allah, dilediği
kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Tevbe Suresi, 27)
Allah'a
and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar
sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve
erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının,
kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir
nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse
kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da,
ahirette de acı bir azapla azaplandırır. Onlar için yeryüzünde bir
koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (Tevbe Suresi, 74)
Diğerleri
günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle
karıştırmışlardır. Umulur ki Allah
tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Tevbe Suresi, 102)
Onlar
bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah
kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O'dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen
O'dur. (Tevbe Suresi, 104)
Diğer
bir kısmı, Allah'ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azaplandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah,
bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 106)
Tevbe edenler, ibadet edenler,
hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler,
iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını
koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele. (Tevbe
Suresi, 112)
Andolsun Allah, Peygamberin,
muhacirlerin ve ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar
-içlerinde bir bölümünün kalbi neredeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde
tabi oldular. Sonra onların tevbelerini
kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.
(Tevbe Suresi, 117)
(Savaştan)
Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı). Öyle ki, bütün genişliğine rağmen
yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti
ve O'nun dışında (yine) Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice
anladılar. Sonra tevbe etsinler diye
onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul
edendir, esirgeyendir. (Tevbe Suresi, 118)
Görmüyorlar
mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya
iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders
çıkarıp) düşünmüyorlar. (Tevbe Suresi, 126)
Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin;
sonra O'na tevbe edin. O da sizi, adı konulmuş bir vakte
kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi
ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz gerçekten Ben, sizin için büyük bir
günün azabından korkarım. (Hud Suresi, 3)
Ey kavmim, Rabbinizden bağışlanma
dileyin, sonra O'na tevbe edin. Üstünüze gökten sağanak
(yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın. Suçlu-günahkarlar
olarak yüz çevirmeyin." (Hud Suresi, 52)
Semud
(halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a
ibadet edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan)
yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse
O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın
olandır, (duaları) kabul edendir." (Hud Suresi, 61)
"Rabbinizden bağışlanma
dileyin, sonra O'na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir,
sevendir." (Hud Suresi, 90)
Seninle birlikte tevbe edenlerle
birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru davran. Ve azıtmayın.
Çünkü O, yaptıklarınızı görendir. (Hud Suresi, 112)
Sonra gerçekten Rabbin, cehalet
sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la
beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır,
esirgeyendir. (Nahl Suresi, 119)
Ancak tevbe eden, iman eden ve
salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte
bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar. (Meryem
Suresi, 60)
Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan,
salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz
bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 82)
Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini
kabul etti ve doğru yola iletti. (Taha Suresi, 122)
Ancak bundan sonra tevbe eden ve
salihçe davrananlar hariç. Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nur Suresi, 5)
Eğer Allah'ın sizin üzerinizde
fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden hüküm ve
hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)? (Nur
Suresi, 10)
Mü'min
kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve
ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni
hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar.
Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da
kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin
oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya
da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz
veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini
tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin
diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep
birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."
(Nur Suresi, 31)
Ancak tevbe eden, iman eden ve
salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah
iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
(Furkan Suresi, 70)
Kim tevbe eder ve salih amellerde
bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a
döner. (Furkan Suresi, 71)
Ancak kim tevbe edip iman eder ve
salih amellerde bulunursa artık kurtuluşa erenlerden olmayı umabilir.
(Kasas Suresi, 67)
Çünkü
Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı
mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasib
edip tevbe)lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok
esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 24)
Şundan
ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik
kadınları azaplandıracak; mü'min
erkeklerin ve mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok
bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 73)
Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul
eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka İlah yoktur. Dönüş O'nadır.
(Mü'min Suresi, 3)
Arş'ı
yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih
etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından
herşeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve Senin yoluna tabi olanlara mağfiret et
ve onları cehennem azabından koru." (Mü'min Suresi, 7)
Kullarından tevbeyi kabul eden,
kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur. (Şura
Suresi, 25)
Biz
insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu
güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten
kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a
ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete
şükretmemi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et;
benim için soyumda salahı ver. Gerçekten
ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım."
(Ahkaf Suresi, 15)
Ey
iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden
daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden
daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük
düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra
fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe
etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 11)
Ey
iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs
etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin
gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin
etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir,
çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 12)
Gizli
konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu
halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlüne itaat
edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Mücadele Suresi,
13)
Eğer sizler (Peygamberin iki eşi)
Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Yok
eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun
mevlasıdır; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından
melekler de onun destekçisidirler. (Tahrim Suresi, 4)
Belki
onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı Müslüman, mü'min, gönülden itaat eden, tevbe
eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler' verir. (Tahrim Suresi,
5)
Ey iman edenler, Allah'a kesin
(nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi
örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün
Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir.
Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu
tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, herşeye güç yetirensin." (Tahrim
Suresi, 8)
Gerçekten
Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde
(namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da
(böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamayacağınızı
bildi, böylece tevbenizi (O'na
dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah
sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için
yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını
bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru
kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi
nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük
bir ecir (karşılık) olarak Allah Katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok
esirgeyendir. (Müzzemmil Suresi, 20)
Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle
mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte
onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.
(Buruc Suresi, 10)
Hemen
Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan
mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 3)